AYETLERİ DOĞRU ANLAMAK İÇİN BİRKAÇ TEKNİK

Kuran metnini ayrıntılı incelemek için bazı bilimsel – Felsefi(=düşünce), etimolojik(=köken), semantik(=anlam), gramatik(=dilbilgisi) – teknikleri kullanmak mümkündür. Aşağıda bir dizi kurallar ve teknikler sıralanmaktadır. Bu teknikleri yeri geldikçe kullanarak “Allah bu ayetle acaba ne demek istedi?” sorusuna cevap aramak mümkün oluyor.

 

  1. ÇEVİRİDE DEYİMLERE DİKKAT ETMEK GEREKİR

Hangi dil olursa olsun, her kelimeyi birebir çeviremezsiniz. Kelimeler kavramlar bir araya geldiğinde deyim oluşturabilir. Ki Kuran da o günün insanlarının kullanmış olduğu deyimleri de kullanmıştır. Yani insanlarla aynı dili konuşmuştur. Örnek: Arapcada “KALP İLE DÜŞÜNMEK” Türkçedeki “KALP GÖZÜ İLE GÖRMEK” gibi dir. Bu kalpte gözümüz olduğu ve onunla gördüğümüz anlamına gelmeyeceği gibi diğer deyimde de kalp ile de düşünebileceğimiz anlamına gelmez.

 

  1. ZAMAN İÇİNDE KAVRAMLARDA ANLAMLAR DEĞİŞEBİLİR

Kuran’ın indiği o günlerde kullanılmış kelimeler zaman içinde toplumlar arasında değişmiş olabilir. Dolayısı ile kavramlar Kuran içinde yan cümlelerle, zıtları ile açıklanmıştır.

Örneğin: “ŞEHVET” kelimesi Arapçadan Türkceye sadece cinsellik anlamı ile alınmıştır. Arapçadaki diğer anlamları alınmamıştır. “ŞEHVET” kelimesi Arapcada her türlü ARZULARI kapsar; buna “mal mülk biriktirme arzusu” dâhildir. Dolayısı ile ayetlerde karşımıza çıkan “ŞEHVET” kelimesini sadece cinsellik açısından değil diğer AŞIRILIKLAR açısından da düşünmek gerekmektedir. Bu ifadenin neleri kapsadığını “Ali Imran Suresi 14. Ayet” açıklar.

 

  1. AYETLER AYETLERLE AÇIKLANMIŞTIR

Kuran, ayetleri açıklanmış bir kitap tır. Dolayısı ile  “Bu yüzden böyleydi, böyle olduğu için böyle oldu.” şeklinde ek bir açıklamayı bizim eklememiz doğru olmaz. Sadece zamirlerde “O” şeklinde gösterilenin kim veya ne olduğunu parantez içinde gösterebiliriz. Çeviri dışında diğer açıklamaların tümü ekleme olur ki bu da çok sakıncalıdır. Bu durum ve gerekçesini Hud 1-3 ve Fussilet 3. Ayetler açıklar.

 

  1. AYETLER DİĞER AYETLERLE VE DOĞA AYETLERİ İLE ÇELİŞMEZ

Bizi, doğayı, çevremizdeki tüm canlı cansız varlıkları yaratanın sözleri (ayetleri) doğa gerçeklerine ters düşemez. Eğer çeviride 2 anlam var ise doğaya ters düşmeyenini tercih etmek gerekir.

 

  1. AYETLER ARASI ZAMAN VE MEKÂN ATLAMASI OLABİLİR

Bir surede geçen olay/kıssa ayet ayet alt alta aktarılıyor olsa da cümleler arasında uzun zaman aralıkları olabilir. Yani bir film izler gibi geçmişe geleceğe zaman atlaması olabilir.

Örneğin: Bir ayette Meryem’in gebe kalması anlatılırken, hemen bir sonraki ayette 9 ay sonraki doğum vakti söz konusu olabilir. (Meryem 22-23)

 

  1. ZITLI İFADELERLE ANLAM TESPİTİ

Ayetlerde bazı ifadeler zıtları ile birlikte kullanılır. Bu da bize zıt nokta üzerinden diğer kavramın açıklamasını yapma imkânı verir. Örneğin:

ALAK-19: Hayır! Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!

Cümle kalıbından “ONU yapma, bilakis BUNU yap” şeklinde bir kalıp olduğunu görüyoruz. Bu da bize birinin diğerinin zıttı olduğunu gösteriyor.

“Ona itaat etme, secde et” cümlesinde “secde etme”nin, “ona itaat etme”nin zıttı olduğunu görüyoruz. Dolayısı ile ayetten — Ona “itaat etme”! (Allah’a) “secde et/itaat et” —anlamını çıkarabiliyoruz. Bu anlamı detaylandıracak olursak şöyle bir cümle ortaya çıkıyor:

 ALAK – 19: Hayır, Sakın! Ona “itaat etme/boyun eğme”! (Allah’a) “secde et/itaat et/boyun eğ” ve yakın ol!

 

  1. KALIP İFADELER

Kuran’da, “Gece-gündüz, Sabah-akşam, Bilinen-bilinmeyen” gibi ifade şekilleri bulunmaktadır. Bu durumda direk kelime tercümeleri kullanmayıp, yerine o ifade ile kastedilen anlam kullanılmalıdır.

Örneğin: “sabah ve akşam” ifadesi Arapçada tüm gün (sabah-akşam) anlamına gelmektedir. Yani “sabah bir defa, akşam bir defa” anlamına gelmez.

Kural: Birbirine zıt iki ifade VE-bağlacı ile birleştiriliyorsa, o zıt-ifade cinsinden tümü kastedilir.

 

  1. AYETLER GURUBUNU (NECM’İ) BİRLİKTE OKUMAK

Ayetleri bağlamından koparmadan, cımbızlamadan, aynı necm içinde (content/içerik bağlanmında) birlikte okumak ve değerlendirmek gerekiyor.

 

  1. KÖK HARFLER

Arapçada kelimeler 3lü veya 4lü sessiz harflerden türetilmektedir. Bu harflere kelimenin kökü denir. Bir kökten türeyen tüm kelimeler kök anlam çevresinde kümelenir. (anlam olarak yakındırlar.) Bu anlamlar takip edildiğinde bir arap zihninde nasıl bir çağrışım oluşturduğu incelenmelidir.

 

  1. ESKİ SÖZLÜKLERDEKİ İPUÇLARI

Arapça, Kuran ile birlikte gelmedi. Kuran öncesi de Arapça konuşulur ve yazılırdı. O dönemlerde edebi eserler dahi vardı. Dolayısı ile kelimelerin Kuran öncesi ve sonrasi anlamlari bu eserler yardımı ile incelene bilmektedir.

Örneğin: “Sünnet Kavramı”.  Sünnet ifadesi, Kuran öncesi „yapılagelinen şey/gelenek“ anlamında kullanılıyor. Kuran’da bu ifade „Allah’ın daha evvel, şimdi ve gelecekte sürekli yapa geldiği/geleceği şey/tarz“ anlamında kullanılıyor. Fakat daha sonra sünnet ifadesi peygamberin yaptığı şeyler anlamında kullanılmaya başlanmış.

 

  1. RABB’CAYI ÖĞRENMEK

Kuran’ı arapçası olan herkes okuyabilir ve anlayabilir. Fakat metnin ötesinde ne demek istediğini anlamak Kuran’ın eğitim süreci ile oluşan birşeydir. Kuran kişiye kendi kavram tanımlarını öğretir. Sonraki okumalarda Kuran’ı bu tanımlarla düşünmek gerekir. Örneğin: „Sabır Kavramı“: Kuran’da sabır ifadesi, bugünki gibi „pasif bekleme, direnç göstermeme“ anlamında olmayıp, tam tersine „mücadele etme ve direnç gösterme“ anlamında kullanılmaktadır.

 

ÂL-İ İMRAN 146: Ve peygamberlerden niceleri var ki; onlarla birlikte kendisini Rabb’e adayan birçok kişi savaştı. Allah yolunda, kendilerine isabet eden şeyler (elem ve sıkıntılar) sebebiyle GEVŞEMEDİLER, ZAYIFLIK GÖSTERMEDİLER ve BOYUN DA EĞMEDİLER. Allah, SABREDENLERİ sever.

 

  1. HAREKESİZ METİN

Arapça’da harflerin üst ve altına HAREKE denen işaretler getirilerek nasıl okunacağı bilgisi eklenir. Eskiden Kuran’ın ilk yazıldığı dönemlerde harekeler (işaretlemeler) kullanılmazdı. İncelemelerde söz konusu ifadenin harekesiz metinden incelenmesi gerekir. Farklı bir okuma ile farklı bir anlam çıkıp çıkmayacağına bakmak gerekmektedir. Örneğin: Mülk, Melek, Melik gibi kelimeler M-L-K kökünden gelmekte ve aynı yazılışa sahiptirler.

 

  1. SATIR ARALARINI OKUMAK

Ayetler içerikten anlaşılacak durumları ekstra söz sarf edip anlatmaz. Gelen cevab veya itirazdan söylenmiş olması muhtemel bilgiyi bizim öngörmemiz gerekir.

 

  1. KURAN’DA DOĞA ÖRNEKLERİ

Bazı temel kavramların/ifadelerin doğa/fizik olayları için kullanıldığı örneklerden yola çıkarak gerçek anlamlarına ulaşmak mümkündür.

Örneğin, anlamı kaydırılmış Tuyan/Tağut ifadesini “Gözün tuyan etmesi, suyun tuyan etmesi, Firavu’nun tuyan etmesi (tagutlaşması)” örneklerinden “Suyun sınırlarını aşması, yolundan çıkması; Gözün odaklandığı şeyden/yönden kayması, başka yöne girmesi” açıklamalarından TuĞyan Etmenin Tagutlaşmanın “Yoldan çıkmak” anlamına geldiği görülmektedir.

 

  1. KURAN’IN UYARILARINI DİKKATE ALMAK

Kuran, önceki kitaplar üzerinde nasıl tahrifat yapıldığına örnekler vermektedir. Benzer durumun bizim de başımıza gelebileceğinin farkında olmamız için, bu örnekleri birer uyarı olarak algılamak zorundayız.

 

MAİDE-13:  Sonra da sözlerini bozmaları sebebiyle onları dışladık ve kalplerine katılık koyduk. Onlar kelimeyi/ sözcüğü yerlerinden/ öz anlamlarından değiştirirler. Öğütlendiklerinin önemli bir bölümünü de terk ettiler. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen, onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik-güzellik üretenleri sever.

 

Kurban, rükû, secde, namaz (salat), kıble” gibi daha birçok kavram ayetlerin açıklamasına müsade edilmeden direk âlim geçinen insanlarca hali hazırda olan varsayımlarla açıklanmış. Fakat ayet bunu nasıl açıklıyor diye hiç düşünmemişler. Bugün ayetlerde çelişki gibi görülen noktalar insanların bu (bilinçli veya bilinçsiz oluşturulmuş) varsayımlarından kaynaklanmaktadır.