İBADET NEDİR? İBADET’İN ŞEKLİ OLUR MU?

 http://media1.kuranmeali.eu/files/dinin-ozu/IBADET-NEDIR-IBADET-IN-SEKLI-OLUR-MU.mp3 

Kısaca İBADET, “efendinin emrettiği gibi davranıp hizmet etmek” demektir.

İBADET kelimesi Arapçadan dilimize gelmiştir. Sözcük anlamı KULLUK demektir.  İBADET ETMENİN Türkçesi KULLUK ETMEK tir. İBADET edene de KUL denir. Zariyat 56’da yaradılış amacımızın İBADET etmeniz yani KULLUK etmemiz olduğunu görebiliriz.

ZÂRİYÂT-56: Ve Ben, insanları ve cinleri ( cinn ve insi [herkesi] )
Bana KUL (İBADET EDEN) olsunlar diye yarattım.

Bu ayetteki KUL OLMAK ile kastedilenin “SADECE ALLAH’A KUL OLMAK” olduğunu da Beyyine 5’de görüyoruz.

BEYYİNE-5: Ve onlar, Allah için hanifler olarakdînde 
halis KULLAR olmaktan ve zekâtı vererek [1] salatı ikame etmekten 
başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte kayyum dîn budur.

“Allah için(=Allah’a) HANİFLER olarak KULLAR olmak” ifadesi, kimilerinin Allah dışında başkalarına da KUL olabileceği ihtimalini de gösteriyor. Arapçada KUL OLMAK ile RABB (EFENDİ) EDİNMEK arasında bir ilişki vardır. Bir şeyi veya bir kimseyi RABB EDİNMEK ona KUL OLMAK demektir.

TEVBE-31: Onlar, dîn adamlarını ve ruhbanları ve Meryem oğlu Mesih'i 
Allah'tan başka RABB'LER (EFENDİLER) EDİNDİLER. 
Tek bir ilâha KUL olmalarından başka bir şeyle emrolunmadılar. 
O'ndan başka ilâh yoktur. (Onların) şirk koştukları şeylerden 
O (Allah), münezzehtir.

Bu ayette ŞİRK koşmanın İBADET yani KULLUK ile ilişkisi görülmektedir. Ayet bize, aynı hataya bizler de düşmeyelim diye, “Allah dışında başkalarının nasıl RABB edinildiği” ne örnek veriyor.

“Hıristiyan din adamları kendilerinde helal ve haram tanımlama yetkisi görürler, şunu yap, bunu yapma derlerdi. İnananlar da buna uyardı. Böylece inananlar – bunun bir sorun olduğunu anlamadan – o din adamlarını RABB edinmiş olurlardı. Allah’ın vahyine değil de din adamlarının belirlediklerine uyuyorlardı. Başka bir değişle ŞİRK koşmuş oluyorlardı. “

Allah herkesi İBADET/KULLUK ETMESİ için yarattıysa, NASIL İBADET/KULLUK edeceğiz? Bu sorunun cevabı kısmen TEVBE 31’de yatıyor: Din adamlarının, ruhbanların belirlediklerine göre değil Allah’ın belirlediklerine göre (VAHYETTİKLERİNE göre) İBADET/KULLUK etmemiz gerekiyor.

Peki Allah yarattıklarına İBADET/KULLUK VAZİFESİ olarak ne vahyetti? Örnek olarak bize ARIYA VAHYEDİLEN GÖREV (İBADET yani KULLUK) gösteriliyor:

NAHL-68: Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların 
(insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini VAHYETTİ.
.
NAHL-69: Sonra meyvelerin (çiçeklerin) hepsinden yeyin! 
RABB’inin emre amade kılınmış yollarında uçun, dolaşın. 
Onun karnından muhtelif (çeşitli) renklerde içecek (bal) çıkar. 
Onda insanlar için şifa vardır. Muhakkak ki bunda, 
tefekkür eden bir kavim için elbette bir âyet (delil/işaret) vardır.

Bu ayetlerde balarısına vahyedilenin arının kabiliyeti olduğu görülüyor. Bir Kulun (fıtratı üzerine) yaratılış gereği vazifesinini (görevini) (Allah’ın emrine uyarak) insanlığa hizmet etmek için yerine getirmesine, hizmet etmesine İBADET denir. Bir ineğin süt vermesi, arının bal yapması gibi.

“A-B-D” kökünden gelen kelimelerin isim olarak ve fiil olarak kullanılanları vardır.
el ABDu : Köle (isim)
ABDen   : Kul Olmak (isim cümlesi),
'BuDu   : İbadet Etmek / Kulluk Etmek (fiil cümlesi)

Burdan da bir kölenin efendisine hizmet etmesi ile kulun Allah’a HİZMET/İBADET etmesi arasında bir benzerlik görülebilmektedir.  Kula kul olmak, ona ibdaet etmek yani onu RABB edinmek oluyor.

İBADET’in ne olduğunu başka bir yoldan daha inceleye biliriz. İBADET kelimesinin sözlükte “A-B-D” kökünden gelmektedir. Arapçanın tarihsel kök ve komşu dilleri Aramice, Akkadça, İbranîce, Süryanîce, Habeşçe gibi Sami dillerinin hepsinde “yapmak, meydana getirmek, ortaya çıkarmak, çalışmak, üretmek” demektir. Bunun kontrolünü diğer diller üzerinden de yapabiliriz.

İbranice'de İBADET Kelimesi: (Josua – 24:2)
 way-ya-‘AB-DU   וַיַּעַבְד֖וּ     and they served
 ’ĕ-lō-hîm       אֱלֹהִ֥ים     gods
 ’ă-ḥê-rîm.      אֲחֵרִֽים׃    other
 EN : … and theyserved other gods.
 DE : … und dienten andern Göttern
 TR : … ve başka tanrılara İBADET/KULLUK/HİZMET ettiler.

İbranicede“AB-DU”, İBADET ETMEK/HİZMET ETMEK/KULLUK ETMEK anlamına geliyor. Görüldüğü gibi Tevrat tercümelerinde de bunu görmek mümkün. Bu bilgiler Necm Suresi’nde geçen “Herkes yaptığının karşılığını alacak” ifadesi ile de örtüşüyor.

NECM SURESİ
39: Gerçek şu ki, insan için ÇALIŞIP DİDİNMESİNDEN başkası yoktur.
40: Ve onun ÇALIŞIP DİDİNMESİ yakında görülecektir.
41: Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir.
42: Hiç kuşkusuz, son varış RABB'inedir.
...
62: Artık Allah‘a SECDE EDİN (boyun eğin), 
İBADET/KULLUK/HİZMET EDİN (iyi iş yapıp değer üretin)!

İnsana nasıl İBADET/KULLUK etmesi gerektiği Nisa36’da bildirilmiştir.

NİSA 36: Ve Allah'a İBADET/KULLUK/HİZMET EDİN (iyi iş yapıpdeğer üretin)!
O'na hiçbir şeyi ŞİRK KOŞMAYIN (ortak koşmayın). Ve
- ana-babaya,
- akrabaya,
- yetimlere (dayanağıolmayanlara),
- miskinlere (işindeehliyeti olup çalışamayanlara),
- yakın komşuya,
- uzak komşuya,
- yanınızdaki arkadaşa(eşlere),
- yolda kalmışa (işi,mücadelesi yarım kalmışa) ve
- elinizin altında sahip olduklarınıza
(size bağımlı olanlara,bakmakla sorumlu olduklarınıza, işçilere, ...)
İHSAN/İYİLİK edin / sorumlu, saygılı,iyi, güzel davranın.
Muhakkak ki Allah, kibirli olan ve övünen kimseleri sevmez.

Ayette görüldüğü gibi “kibirli olmadan övünmeden” çevremizdeki bu insanlara SORUMLULUK bilinci ile yapacağımız İYİLİKLER/YARDIMLAR bizlerin İBADETİ/HİZMETİ oluyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu HİZMETİ/İBADETİ Allah’a ŞİRK koşmadan yapmak gerektiğidir.

 

İBADET VE ŞİRK İLİŞKİSİ

ZÂRİYÂT 56: Ben, cinn ve insi (herkesi) “YALNIZCA BANA”, 
İBADET/KULLUK etsinler diye yarattım.

FATİHA-5: “YALNIZ SANA” İBADET/KULLUK ederiz ve 
YALNIZ SENDEN yardım dileriz.

KEHF 110: De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım. 
Ancak, tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. 
O halde, Rabbine kavuşmayı uman, SALİH (HAYRA ve BARIŞA YÖNELİK) 
İŞ YAPSIN ve Rabbine İBADETTE/KULLUKTA hiç kimseyi O'NA ORTAK KOŞMASIN."

Kehf Suresi 110. Ayette ŞİRK/ORTAK koşmanın İBADETTE/KULLUKTA/HİZMETTE (bir kabul, karar üzerine faliyette) oluştuğu anlaşılıyor.

İBADET/HİZMET kavramı, Arapçadaki RABB-KUL ilişkisini ile EFENDİ-KÖLE ilişkisindeki benzerlikten yola çıkarak da incelemek mümkündür. Bir kölenin efendisine hizmet etmesi, görevini sahibinden/efendisinden alması, SAHİBİNE/EFENDİSİNE GÖRE DAVRANARAK iş yapmasıdır/HİZMET ETMESİdir.

 

İBADET/KULLUK TAKVAYA ULAŞTIRIR

BAKARA 21-22: Ey İNSANLAR! TAKVA (=ilahi kalkan/koruma) SAHİBİ olasınız diye, 
sizi ve sizden öncekileri yaratan, yeryüzünü sizin için 
bir döşek, göğü de bir bina yapan, gökten su indirip de 
onunla sizin için rızk olarak ürünlerden çıkaran 
RABB'inize KULLUK/İBADET edin. Öyleyse siz de, 
bile bile ALLAH’a ŞİRK/ORTAKLAR koşmayın.

Kısmet olursa, takva konusuna daha sonra yer verilecektir.

İBADET SABIR (=MÜCADELE/AZİM) GEREKTİREN BİR İŞTİR

MERYEM-65: O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin RABB’idir. 
Öyleyse, O’na İBADET/HİZMET ET ve O’na İBADET/HİZMET ETMEKTE 
sabırlı (=azimli) ol. Hiç sen O’nun ismiyle isimlenen birini bilir misin?

SABIR: mücadele etmek ve direnç göstermek.

 

ŞİRK KOŞANLARIN GEREKÇESİ “ALLAH’A YAKINLAŞMAK” ve “ŞEFAATCİ BULMA”

ŞİRK/ORTAK koşana MÜŞRİK denir. MÜŞRİKLER inanmayanlar değildir, bilakis Allah’a inanan fakat onun yanı sıra başka şeylere de inanan insanlardır.  ŞİRK/ORTAK koşmak sadece Allah’tan başka RABB/EFENDİ (kural/yasa koyucu) kabulmek DEĞİL dir, ALLAH’IN YANISIRA başka birilerini de RABB/EFENDİ kabul etmek, onları KURAL/YASA KOYUCU bilmek, ONLARA GÖRE DE davranmaktır.

Müşrikler, RABB edindikleri KULLUK ettikleri şey ile ALLAH’A YAKINLAŞMAYI umarlar fakat DİN GÜNÜNDE yanlız birakmaması ŞEFAATCI olmasi beklenir.

ZÜMER 3: ... Ve O'ndan (Allah'tan) başka dostlar edinenler: 
"Biz, onlara sadece bizi Allah'a yakın bir makama yaklaştırmaları için 
İBADET/KULLUK/HİZMET EDİYORUZ." (dediler) ...

ŞUARÂ 92-93: Ve onlara: “İBADET/KULLUK/HİZMET ETMEKTE olduğunuz şeyler nerede?” 
denildi. Allah'tan başka (ilâhlarınız) size yardım ediyorlar mı (edebiliyorlar mı) 
veya kendilerine yardım edebiliyorlar mı?

RÛM 13: Ve (şirk koştukları) ortaklarından şefaatçileri olmaz. 
Ve (onlar o gün) ortaklarını inkâr edenlerdir.

YUNUS 3: Muhakkak ki sizin Rabbiniz Allah, semaları ve yeryüzünü 
6 aşamada yaratandır. Sonra arşa istiva etti. 
İşleri düzenler ve O'nun izni olmadıktan sonra (olmadıkça) 
bir ŞEFAATÇİ yoktur. İşte bu Allah, sizin RABBiNiZDiR. 
Artık O'NA KUL (HİZMETKÂR) OLUN (İBADET/HİZMET EDİN). 
Hâlâ tezekkür/akıl etmez misiniz?

ŞEKİLLİ İBADET OLUR MU?

Arının İBADETİnin şekli bal yapıyorMUŞ GİBİ yapması mıdır, yoksa fiilen yapması mıdır? Bir marangoz elindeki çekiçle çiviçakıyorMUŞ GİBİ sallayıp dursa, iş yapmış olur mu? Bu adama yaptığını iddia ettiği işin karşılığını verir miydiniz? Peki,ya insanın İBADETİnin/HİZMETinin şekli alın teri midir, yoksa bir şey yapıyorMUŞ GİBİ görülmesi midir? İBADETin/HİZMETin şekli olur, fakat şekilli ibadet olmaz!

Durumu şöyle örneklendirelim:

Siz bir işe alınıyorsunuz. Patronunuz görevlerinizi şunları yapacaksın ve şunları yapmayacaksın” şeklinde listeliyor. Sonra siz her gün, günde 5 defa patronunuzun karşısına çıkıp onun sözlerini “şunları yapacaksın ve şunları yapmayacaksın” şeklinde tekrarlayıp duruyorsunuz. Bu patron sizin hakkınızda ne düşünürdü dersiniz?

[1]  „Zekatı vermek“, Salatı ikamet etmenin bir alt kümesi/faliyeti olduğundan, bir sıralama söz konusudur. VE ile bağlanan fiil cümlesi de kendinden evvelki fiilin nasıllığını açıklar. Bu durumda VE-bağlacı kullanım kuralına göre “Salatı ikame et ve zekâtı ver” ifadesi “zekâtı vererek salatı ikame et” olarak tercüme edilir.