RABB/İLAH EDİNMEK ve KULA KULLUK

RABB’imiz ALLAH” ifadesi “Rızkımızı veren, Eğiten ALLAH’tır” demek oluyor.
La İlahe illa-ALLAH” ifadesi “Hiçbir İLAH/YASAKOYUCU yoktur ALLAH’tan başka”.

Nedir bu yasalar? Cevap: “HELAL, HARAM” (izin veya yasak) KOYMA / DÜZENLEME / PROGRAMLAMA ve bunları belirleme yetkisi.

TEVBE-31: “Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve râhiplerini rabler (ilâhlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de… Oysa onlar, tek olan bir ilâh’a İBÂDET/KULLUK/HİZMET etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilâh yoktur. O, bunların ŞİRK/ORTAK/EŞ koştukları şeylerden yücedir.”

ÂL-İ İMRAN-64: “De ki: ‘Ey Kitap ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah’tan başkasına İBADET/KULLUK/HİZMET etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ŞİRK/ORTAK/EŞ koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.’ Eğer yüz çevirirlerse, deyin ki: ‘Şâhid olun, biz gerçekten müslümanlarız.”

Konu üzerine bir hadis:

Adiy bin Hâtem, Rasûlullah’ın yanına girdi. Peygamberimiz şu âyeti okuyordu: “Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve râhiplerini RABLER (İLÂHLAR) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de… Oysa onlar, tek olan bir ilâh’a ibâdet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilâh yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.” (9/Tevbe, 31) Adiy: “Ya Rasûlallah, hıristiyanlar din adamlarına ibâdet etmiyorlar, onları RABB ve İLÂH edinmiyorlar ki” dedi. Rasûlullah şöyle buyurdu: “Onlara HARAMI HELÂL, HELÂLI DA HARAM yaptılar, onlar da uymadılar mı din adamlarına?” Adiy: “Evet” dedi. Efendimiz buyurdu ki: “İşte bu, onlara İBÂDETTİR.” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’an 10, hadis no: 3292; Tirmizî şerhi Tuhfetu’l-Ahvezî, hadis no: 5093)

Aman dikkat!  Bugün “İBADET NEDİR?” diye kimse sorsanız “Namaz kılmak, Oruç tutmak, Kurban kesmek, Hacc’a gitmek” şeklinde sayacaktır. Fakat bu ayetler ve hadis bize İBÂDET’in başka bir şey olduğunu gösteriyor.

Her ne zaman, bir kimse HARAM-HELAL (izin-yasak) belirliyorsa
(yani NEYE GÖRE DAVRANACAĞIMIZI düzenliyorsa), biz de ona uyuyorsak, o kimseye İBADET/KULLUK ediyoruz demektir, onu RABB/İLAH ediniyoruz demektir.

 

KURAN’DA HiKMET KAVRAMI

Kuran meallerinde “Kitab’ı ve hikmeti” ifadesi yanlış tercüme edilmektedir. Örneğin, Nisa 133’te geçen “sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi” şeklindeki ifadenin doğrusu “sana hikmetli Kitab’ı indirdi” olacaktı. Kısaca: Arapcasında kelimeler arasında “ve” geçiyor diye kelimeleri Türkçede “ve” ile vermek onları ayrı şeyler gibiymiş gibi göstermek yanlış yorumlara sebebiyet vermektedir.

Ayrıca ‘HİKMET’ kelimesi arapçada ‘H-K-M‘ kökünden gelmektedir. Aynı kökten gelen diğer kelimeler incelenecek olursa HİKMET kelimesinin “HÜKÜM/KANUN/YASA” anlamını içerdiği daha iyi anlaşılacaktır.

Bu durumda “sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi” ifadesinin anlamı “sana HİKMETLİ (HÜKÜM/KANUN/YASA İÇEREN) Kitab’ı indirdi” anlamı ortaya çıkmaktadır.

H-K-M kökünden gelen diğer kelimeler: “hakem, hikmet, hüküm, hükümet, ahkâm, hâkim, hekim, hükmetmek, hükümdar, hükümran, mahkeme, mahkum, muhakeme, tahkim, hükümdaran”

 

HİDAYET ve HİDAYET ETMEK NE DEMEKTİR?

HİDAYET”sözcüğü “DALALET” sözcüğünün zıttıdır.

HİDAYET= Klavuz; HİDAYET ETMEK = Klavuzluk Etmek, demektir.

Klavuzun görevi yolu göstermektir, işaret etmektir. Bu kelime AYET kelimesinin “ALAMET/İŞARET” anlamıyla benzerlik göstermektedir.

 

HİDAYET/Klavuz Neyi Gösterecek?

Fatiha-6: Bize göster o (belli olan) istikametlenmiş yolu.

 

[ihdi-nâ] =            bize göster (DİKKAT! Bizi ilet DEĞİL!)
[sırâta] =              yol(u)
[el]=                      BU/O/BELLİ/BULUNAN
[Mustekîm] =      İSTİKAMETLENMİŞ (O YÖNDEKİ)

Meallerde DOĞRU YOL diye tercüme edilen ifade “[sırâte el mustakîme]” kelime kelime incelendiğinde “o (belli olan) istikametlenmiş yol” anlamına geldiği ortaya çıkıyor. Bu yol için vazifemizin ne olduğu ise Enam 151-153. ayetlerde açıklanıyor.

 

Peki Bu HİDAYET (Klavuz) Nedir? Cevap: KURAN!

NAHL 89: Her ümmete, kendi cinsinden bir tanık getireceğiz ve seni de bunlara tanık tutacağız ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlara HiDAYET, rahmet ve müjde olan KiTABI indirdik.

 

Bu HİDAYET/Klavuzluk NEREYE? Cevap: MUHSİNLİK Mertebesine

Bunun cevabı ve süreci adım adım Saffat 114-122 arasında bir örnekle gösterilmektedir.

 

Saffat-117: İkisine o KİTABI, o BEYANI verdik.

Saffat-118: Her ikisini klavuzladık (HİDAYET ettik) doğru yola [sırâtal mustekîm] /o (belli olan) istikametlenmiş yola.

Saffat-119: Ve sonrakilere bıraktık.

Saffat-121: Muhakkakki Biz, MUHSİNLERİ işte böyle mükâfatlandırırız.

 

Bu ayetlerden görüleceği gibi klavuzlanılacak (ulaşılacak) olan nokta MUHSİNLİK mertebesidir. Buna da meallerde DOĞRU YOL diye ifade edilen “[sırâte el mustakîme]” o (belli olan) istikametlenmiş o yol üzerinden ulaşılıyor. (Fatiha-6, Enam 151-153)

 

Kimin HİDAYETİ/Klavuzluğu ? Cevap: Allah’ın

BAKARA 120: …Deki, Allah’in şüphesiz klavuzluğu, O dur (belli olan) Hidayet/Klavuzluk. …

[kul]:                     Deki/söyle
[inne Huda]:        şüphesiz iletmesi/ulaşımçizgisi/Klavuzluğu
[Allahi]:                Allah’in
[huve]:                  O(dur)
[el-hudâ]:             (belli olan) Hidayet/Klavuzluk

 

Böylece kimin nasıl nereden nereye hidayet edeceği (klavuzluk edeceği) açıkça gösterilmiş oluyor.